Mavi yakalıların hayatını daha doğrusu hayatsızlığını anlatan ve tokat etkisi yaratan film.
Sipariş edilen ürünlerin çoğu intihar amacıyla kullanılan ip. Medya her gün metro girişinde intihar eden insanlardan bahsetmekten kaçınıyor. Tek aktivitesi çamaşır yıkamak olan bir çalışan sonunda intihar etmeyi seçiyor. Hiçbir şey yapmayıp bütün hayatını çalışmaya adamış olmana rağmen basit bir öğünü karşılayacak ekonomiye sahip olamıyorsun. Türkiye’de bunun örneğini çok fazla yaşıyoruz. Sadece benim çevremden bildiğim üç intiharın medyaya yansıdığını görmedim.
Knut Hamsun’un açlık kitabında karakter aç karnıyla günler geçirmesine rağmen gururunu bir kenara bırakıp kimseden yardım istemeye yeltenmemişti. Auruora da yardım istemektense küçük hırsızlıklar yapmayı kendine uygun gördü. Modern dünyanın bizi sürüklediği nokta bu maalesef. Gururlu fakirler medeniyeti. Suyu ödeyecek parası olmadığı için utançtan yorganın altına saklanacak bir noktadan hiç günlük aktiviteleri ne olduğu sorulduğunda basit bir karaokeye bile gidemeyecek kadar hayatsız olduğunu fark edip bunun dehşetiyle yüzleşmesi ayrı bir kırılım noktası.
Aşırı yemekten sandalyesine sığamayan bir ingiliz ile yemek yiyecek para bulamadığı için vücudu fit olan bir portekiz göçmeni arasındaki bu zıtlık portresi toplumdaki gelir adaletsizliğini, işçi sömürüsünü ve insanların bu sistemde birer sicil numarası ve şirket başarısına dönüştüğü sosyo-brutalist bir yapıt. kesinlikle bir kurgu ve film değil bir belgesel ve şu an bu durumu yaşayan milyonlarca insanın yansıması