Passengers – Kısa Yorum & Değerlendirme
2016 yapımı bu bilim kurgu filminde, Avalon adlı uzay gemisi 5.000 yolcusuyla koloni gezegeni Homestead II’ye doğru 120 yıllık bir yolculuğa çıkar. Ancak teknik bir arıza sonucu mühendis Jim 90 yıl erken uyanır. Tekrar uyuma şansı yoktur. Uzun yalnızlık sonrası, yazar Aurora’yı bilinçli olarak uyandırır. Aralarında bir ilişki başlar, ama bu sırrın ortaya çıkması her şeyi sarsar.
İkilinin karşılaştığı teknik sorunlara yardımcı olan bir mürettebat (Gus) da kısa süreliğine uyanır fakat hayatta kalamaz. Onun yetkileriyle Jim ve Aurora gemiyi kurtarmaya çalışır. En kritik anda Aurora, Jim’i tekrar hayata döndürür. Filmin sonunda ikili birlikte kalır ve gemide bir hayat kurdukları ima edilir.
Kısa Yorumum:
Film heyecanlı ama bazı sahneler arası geçişler çok sert. Özellikle finalde: Aurora gitmiş gibi gösterilip sonra aniden geri dönüyor, yüzük nereden geldi, nikah mı oldu, kıyafetler nereden — hiçbir detay yok. Birçok şey izleyiciye bırakılmış.
Jim’in mühendislik tarafı da yüzeysel geçilmiş. Koca gemide ciddi arızaları çözüyor ama teknik detaylara neredeyse hiç girilmiyor. Bilim kurgudan çok romantik bir hikâyeye dönüyor.
Genel olarak film, “aşk uzayda da mümkün mü?” sorusunu güzel işliyor ama biraz daha derinlik ve netlik olsa çok daha güçlü olabilirdi.
“Yalnızsan biriyle uyan, aşk varsa uzay bile çekilir.” Ama şu yüzük konusu hâlâ kafamda!